18 Ocak 2013 Cuma

Şehir-Köy ve Kaynakların Verimli Kullanımı

Dün twiter da kaynakların verimli tüketimi üzerine bir tartışmaya girdim. Twiterin kısıtlayıcı ortamında görüşlerimi düzenli bir şekilde yerine getirememiş olma ihtimaline binaen bu yazıyı yazıyorum.
Öncelikle belirteyim ben kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için şehirleşmenin gerekliliğini savunuyorum. Karşı argüman ise kendi kendine yeten köyler. Kendi kendine yeten köylerden maksat anladığım kadarıyla şehirleri terk edip kendi üretimini kendi yapan köylere yerleşmek. Bu duruma 2 sebeple karşı çıkıyorum: birincisi kendi kendine yeten köyler belki ancak gıda üretimi konusunda kendi kendilerine yetebilirler. Ancak insani gelişim olarak geldiğimiz nokta başka tip ihtiyaçlarımızı da dayatıyor. Eğitim, sağlık, bilimum hizmetler. İkinci nokta ise kendi kendine yeten köylerin kaynakların verimsiz bir anlamda kullanımı ve ziyan edilmesi anlamına gelmesi. Açalım:

1) Tek İhtiyacımız Gıda Değildir:
Tarım üretiminin verimliliği tarihin her döneminde insanlığın en önemli problemi olagelmiştir. Bolluk zamanlarında büyük imparatorluklar kurulmuş, göreceli bir refah dönemi yaşanmış, kıtlık dönemlerinde ise bolluk dönemi imparatorlukları yıkılmış, insan nüfusu azalmıştır. Örneğin, Roma ve Han (Çin) İmparatorlukları birbirleri ile bağlantıları olmamasına rağmen aynı dönemlerde yıkılmışlardır. Sebep o dönem dünya ikliminin kıtlığa yol açmasıdır. Yine kıtlık dönemlerinde şehirlerin de nüfusu ciddi biçimde azalmış, zanaat ve göreceli endüstriyel üretim son bulmuştur.
Zanaatkar, sanatkar, bilim adamı, yönetici, sporcu, hukukçu, mühendis, garson, fırıncı, vs. üretebilmek için toplumun bir kısmının tarımla ilgilenmemesi, tarımla ilgilenen kısmın üretiminin de bu sayılanların tüketimlerini karşılaması gerekmektedir. Ancak böyle bir değiş-tokuş sisteminde toplum çeşitlenebilir, bulunduğu yerden öteye geçebilmesini sağlayacak inovasyonu üretebilir. Bu noktada eklemek gerekir ki şehirlerin terki hiç düşünmediğimiz kadar kısa bir süre içinde mevcut teknolojimizin yok olması ile sonuçlanacaktır.
Şehirler insanlığın bir anda icat ediverdiği bir ilgi objesi değildir. Şehirler belirli değiş-tokuş merkezlerinde yoğunlaşması ile ortaya çıkmıştır. Merkezi konumda bulunan bir köy büyümüş ve şehre dönüşmüştür. Toplumsal evrimimizin sonucudur. En basit araştırmanın bile dünyanın çeşitli yerlerindeki ar-ge merkezlerinin ortaklığı ile yapıldığı bir dünyada şehirleri bırakıp köye dönmek gözümde basit romantizmdir.


2) Kendi Kendine Yeten Köylerde Kaynak Dağıtımı Verimsizdir:
Bu durumu çeşitli alt başlıklarda inceleyeceğim:
i) İçinde bulunduğumuz iklimsel koşullarda her köy belirli tarım ürünlerini üretebilecektir. Bunların değiş tokuşu için şehirlerin bulunmadığı bir "romantik-ideal" dünyada her köyden diğerine emek ve ürün taşınacaktır. Bunun üretim kaybını hesaplamaya gerek yok. Devasa boyutlarda olacak.

ii) Köylerde bulunan tek tek haneleri ısıtmaktansa, bir toplu kontu ısıtmak çok da az yakıt gerektirir. Bu hem küresel ısınma açısından hem de kaynakların kullanımı açısından yararlıdır.

iii) Dikine yaşamak daha az toprak gerektireceğinden daha az tarım alanı tarım dışına çıkarılacaktır.

iv) Köyler de kendi başlarına ciddi bir küresel ısınma kaynağıdır. Metan fabrikası gibi çalışan sığırlar, salınım yapan tarım ürünlerinin ekimi devam ettikçe bu değişmeyecektir. bu durumu tespit edecek teknoloji kalmayacağı için (bkz: m.1 par.2) pek de bir kazanım elde edemeden elimizdekinden olacağız.


Şehirlerin daha verimli kaynak kullanımı için eleştiriler olabilir ve çoğu da doğrudur muhtemelen. Işık kullanımı düşünülmeden yapılmış binalar, saçma sapan yollar ve plansız toplu taşıma sistemleri, insanların araçlarına tek başlarına binmeleri, vs. eleştirilebilir. Bunun çözümü şehirleri terketmek değildir.
Konunun uzmanı değilim. Eleştirilere açığım. Tahammülsüz olduğum tek konu romantik sloganlarla çözüme gitmeye çalışmaktır.

Avukatları da Ararlar!

18.01.2013. Ülkenin çeşitlik şehirlerinde avukatlar hukuksuz bir biçimde göz altına alındı. büroları hiçbir ilke ve yasaya riayet edilmeden arandı, dosyalarına el konuldu.
Avukatlık Kanunu 58. madde ve Ceza Muhakemesi Kanunu 130. madde avukat bürolarında hangi şartlar altında ve ne şekilde arama yapılacağını gayet açık bir şekilde belirliyor. Buna göre:



"Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı:
Avukatlık Kanunu Madde 58 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 08.02.2008 RG NO: 26781 KANUN NO: 5728/331) 
Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez."

---


"Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma
MADDE 130 - (1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur.
(2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki mesleki ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki mesleki ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde verilir.

(3) Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır."


Peki bu maddelerin varlık sebebi nedir? Öncelikle savunma dokunulmazlığıdır. Zira delil toplamak isteyen kolluk kuvveti birçok delile sahip olan avukatın bürosunu ararsa davayı kısa sürede istediği gibi çözeceği inancındadır. Bu durum müvekkili aleyhine olan delilleri kullanmamak görevinin gereği olan avukatı ve dolayısıyla müvekkilini korumayı amaçlıyor. aksi halde zaten avukatlık icra edilemez bir hale gelir.  Yine avukatın bürosunda başka müvekkillerine ilişkin sadece avukatın bildiği bilgiler ve belgeler de bulunacaktır. Bunların da korunması gerekmektedir. Tabi polisin polislik yapmadığı, savcı ve hakimin sıradan arama izin evrakı imzaladığı ülkede bu tip modern demokrasi ilkeleri kağıt üstünde kalıyorlar. 

Bugün cereyan eden olayda ise avukat büroları savcı arama mahaline gelmeden, baronun görevlendirdiği bir avukat bulunmadan aranmıştır. Daha sonrabaro başkanlığını temsilen gelen avukat Efkan Bolaç da gözaltına alınmış, yine Efkan Bolaç'ın bürosunu aranırken baro başkanlığını temsilen gelen avukat Ali Şafak da gözaltına alınmış. Duruma verecek tepkim bile yok. Ne denir ki. Tuz kokmamış, tuzun içine sıçılmış, bok kokuyor.

Aranan avukatların Festus Okey, Engin Ceber, tutuklu öğrenciler ile ilgili davalarda görev alan, 1559 "Alo Polis İmdat" hattını kuran avukatlar olması zaten durumu da açıklıyor. Ülkede hiçbir çatlak sese müsade yok.
Milletvekili, avukat, gazeteci, vs. fark etmiyor.

Ayrıca belirtmek istiyorum, avukatlar bilir ülkede birden çok kişinin dahli bulunan her şuç şüphesi örgüt kapsamına alınarak dinleme ve teknik takip yapılması sağlanır. Her olayda hemen ortaya ıkıveren örgütün Hrant Dink davasında bir türlü ortaya çıkmaması da benim ayrı bir şaşkınlığımdır!

"İnsan hakları" sadece isim tamlaması olduğu bir ülkede yaşıyoruz. 

Konu ile alakalı daha kapsamlı başka bir yazı için: http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=416&dyid=6152&yazi=33%20Kur%FEundan%2033%20Avukat%FDn%20Tutuklanmas%FDna