24 Mayıs 2009 Pazar

Şafak

Bu manzarayı görmek için tam 163 gün bekledim izinlerle birlikte. 162. gün şafak doğan güneş dedim. Erken çıkışımı da almıştım nöb. subaydan, sıra terhis belgelerimi almaya gelmişti. Bölük yazıcısına gittiğimde kağıtları akşam mühürleteceğini yatmadan alabileceğimi söyledi. Yat içtimasından sonra yanına gittim, yazıcı mührün binbaşının odasında kilitli kaldığını, habercide de anahtarın olmadığını söyledi. Bu durumda terhisim Pazartesi gününe kalabilirdi. Doğal olarak çıldırdım. Yazıcıya dediğim tek laf eğer Pazar sabahı saat 06:00'da çıkamazsam kendisini çıkana kadar her saat başı tokatlayacağımdı. Göt korkusu yazıcının aklına yeni fikirler getiriyordu
önce 2. tabur'un S1 yazıhanesine gittik ve kilitli olduğunu gördük. Son çare Alay Kararkahının S1 yazıhanesiydi. Neyse ki orada 327. KD. bir arkadaşa rastladık da bize mihri verdi ben de terhis olabildim. Eğer terhis olamasaydım mühür peşinde koşarken ne yaptığımı soran nöbetçi subaya da dediğim gibi her saat başı vukuat olacaktı.
Özgürlüğün tehlikeye girmesi, 48 saatliğine de olsa insanı çıldırtıyor.
Sabah saat 05.00 de uyandım. Hatun da Ankara'dan beni karşılamaya gelmişti Hasdal'a. Dışarı çıkarken dilimde yaratıcı Beşiktaş taraftarının "Those were the days"den uyarladığı "Yarramı ye Fener"inden acemilik döneminde uyarladığımız "Yarramı ye Hasdal" vardı. "Biz kısa dönemiz, içtima sevmeyiz, askerlik rezillik kepazelik, Şafak gününde de giyeriz biz postal, ama son kez yarramı ye Hasdal."
Şu an özgürüm. Geçen 162 güne bakıp those were the days diyememek ise kötü.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

yav sorması ayıp bn de hasdal da askerlik yapacam acemi birligi burdurda piyade ulaştırma olarak yaptım yok mu bni aydınlatacak