3 Kasım 2008 Pazartesi

Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir!

Konyalı bir öğretmen emeklisi vatandaş bu kısa film hakkında suç duyurusunda "Atatürk'e Hakaret" edildiği iddiasıyla şikayette bulunmuş savcılığa. Hani savcılık soruşturması sonucu çok da önemli değil de şu aşamada dikkatimi bu zihniyet çekiyor. Atatürk'ün A harfini anlamadan onu tekeli altına alan zihniyet. Film 1930lu yıllarda Halk Müziğini yasaklayanlara yapılmış bir eleştirici. Öncelikle belirteyim ki Türk Halk Müziğini yasaklayan kişi dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'dır. Yasak Atatürk'ün Kasım 1934'de TBMM'de yaptığı bir konuşma sırasında "... ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri otoplamak ve onları son musiki kurallarına göre işlemek gereklidir..." sözünü etmesi üzerine durumdan vazife çıkaran İçişleri Bakanlığının İstanbul ve Ankara Radyolarında Halk Müziğini yasaklamasıyla başlamış, daha sonra yasağın bu boyuta geldiğini sonradan Köşkte bu musiki düzenlemelerini yapan Tanburacı Osman Pehlivan'dan öğrenen Atatürk yasağı kaldırtmış ve yine yanlış anlaşıldığını belirtmiştir. Kaldı ki Atatürk hatalı olamaz diye bir şey yok. Az aşağıda bu zihniyetin bir başka yumurtasını yazmıştık. Mantık aynı, Atatürk'ü tabu haline getirip ülkedeki bütün farklı sesleri bu tabu yoluyla susturmak istiyorlar. Bunu yapmaya çalışan TSK ve sivil makam ve pozisyon sahipleri olduğunda anlıyorum da artık bir derece, düz siviller neden bu kadar dar kafalı olabiliyorlar, nasıl kafalarını kaldırıp ormana bakmaya çalışmıyorlar anlamıorum. İşte Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanliği, Atatürk'ün kişisel dökümanlarını bir türlü açıklamıyor, aradan 70 yıl geçmesine rağmen. Nedeni basit, Atatürk onların anlattığı gibi biri olmaması. Bursa Nutku'nu, İzmit Toplantıları'nı bu toplumdan saklayanların balçığı elbet bir gün bitecek. Atatürk balçıkla sıvanamaz.

Film hakkındaki eleştirilere de katılamıyorum pek. Filmin daha büyük bir projenin parçası olması ve adı üstünde kısa film olması olayları bütün çıplaklığıyla anlatmasını engelliyor. Kaldı ki bu kadar kısa bir filmde olayların karikatürize edilmesi lazımdır vurucu olması için, yani bence öyle. Bazı durumlar abartılacak ki mesaj netleşsin. Yoksa isimleri okuyamayan askerlerin oraya komedi unsuru olarak eklenmediğine eminim. Eğer o askerler isimleri doğru düzgün okusaydı filmden şu an herkesin anladığı mesajı çıkaramayacaktık. Filmin temeli o isimleri doğru okuyamayan askerlerdir.
Hani köy cici bir yer de değildir, oradan doğan kültür de öyle cici bir kültür olamaz zaten fakat genel iddianın aksine filmde köy kültürü güzellemesi de yapılmıyor, doku uyuşmazlığına işaret ediliyor, kültürlerin yasaklanamayacağına, ikame edilen alternatiflerin eninde sonunda yok edilmeye çalışılan kültüre yeni boy verme alanları yaratacağı vurgulanıyor.
Filmin beğendiğim bir yanı da Atatürk'ün Kasım 1934'de yaptığı konuşmayı doğrular nitelikte oluşu, Atatürk müziğimiz batılılaşsın diyor, filmde batı müziği doğululaşıyor, fakat ardından bir anda doğulu müziğin batılı şekilde icrasına dönüşüyor bir potpori edasıyla.
Filmi ilk izlediğimde de beğenmiştim, üzerine bugünkü suç duyurusundan sonra araştırma yapınca daha da beğendim.

Hiç yorum yok: