17 Ocak 2007 Çarşamba

İstanbul'a Vize Uygulayalım Diyebilen Zihniyet

Şimdi bakalım neden olmaz, neden saçma sapan, neden hukuk dışı hemen anlatalım, hukuku ancak bertaraf edilmesi gereken kurallar olarak gören siyasetçilerin oy aldığı bir ülkede gündeme gelebilecek bir öneri. Çok uzatmadan nedenlere geçelim:

1) Anayasamızda 23. maddede yerleşme ve seyahat hürriyeti düzenlenmiştir ve yine 13. maddeye göre anayasada belirtilen nedenlerle kısıtlanabilir diyerek kısıtlamanın sınırlarını belirtmiştir. Anayasada belirtilen sebepler dışında bu haklar kısıtlanamaz. Yani kimse istanbul çok kalabalık diyerek insanların bu hürriyetini kısıtlayamaz. ancak boş boş konuşan olursa bu da yine anayasada düzenlenen ifade özgürlüğüne girer.

2) AİHS'nin bizim de imzaladığımız 4. protokolünün 2. maddesinin 1. fıkarasına göre "Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun olarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını seçebilme hakkına sahiptir." Yine aynı maddenin son fıkrasında bu hakkın yasa ile kısıtlanabileceği belirtilmiştir ancak bizim anayasamıza göre bu ha sadece anayasa ile sınırlanabildiği için bu son fıkra hükmünün bizim için pratik bir değeri yoktur. Çünkü anayasa sınırlamanın sınırını anayasa ile çimiştir.

3) hadi anayasayı değiştirdiniz ki bu maddeyi değitirmenizi Anayasa Mahkemesi kesin ve net olarak iptal edeceği için önce 13. maddeyi değiştirmeniz gerekmektedir ama yine 13. maddenin değişiminin de iptal edileceği açıktır çünkü kısıtlamaların sınırını genişleten bir düzenleme anayasanın 2001'den sonra kazandığı ruhla çelişeceğinden Anayasa Mahkemesi bu değişikliğe izin vermeyecektir. Bu da demektir ki tüm anayasayı değiştirmek gerekecek. Ancak bu sayede bu kısıtlamalar konulabilir. Tabi 2007 yılında yapılacak bir anayasa ile 1982 yılında verilmiş olan hakların alınmasını halk ne kadar onaylar onu da bilmiyoruz. Fakat diyelim ki her şey oldu, yeni anaysa kabul edildi ve insanların ülke içindeki serbest dolaşım hakkı kamu yararı gerekçesi ile kısıtlandı. Bu kısıtlama ancak gelip geçici durumlar için söz konusu olabilir ve uzaması durumunda AİHM Türkiye'yi tazminat manyağı yapabilir.

4) Hadi diyelim aihm kararlarını da sallamadık ve sözleşmeye uymama kararı verdik: İstanbul'a giriş çıkışları nasıl engelleyeceksin? istanbul'a vize ile giren kişiyi süresi doldu diye İstanbul'dan sınır dışı mı edeceksin? Bütün istanbul'un çevresini dikenli tel ile mi döşeyeceksin? Kurtuluş savaşında dedelerini kaybetmiş bir halka bu topraklar için sizin dedeleriniz öldü ama ben sizi buralar almıyorum diyebilecek misin? Dersen zaten kösele gibi olan suratın hiç mi kızarmayacak?

Bu tip uygulamalar ancak her şeyin yasakçı zihniyetle çözülebildiği ülkelerde söz konusu olabilir, bu aslında kolaycılıktan gelmektedir, yasaklamak kolaydır ne de olsa. Zor olansa İstanbul'a göçü durduracak insanca yöntemleri bulmaktır. Bu da ancak insana koyun değil, oy değil insan olarak bakılabildiği zaman aklıllara gelecek. Neyse konuyu fazla uzatmadan sonuca bağlayalım. Bu tip bir uygulama yapmak için ülkeyi demir yumruk ile yönetmek ve uluslar arası hukuku da hiç takmayacak kadar kuvvetli olmak gerekir. Demokratik rejimlerde böyle bir uygulama zaten söz konusu değildir. Ha siz diyorsanız ki demokrasi araç değil amaçtır orası başka...

Hiç yorum yok: