27 Ekim 2008 Pazartesi

Ne Digisin Ne Türksün

Nasıl olsa tüm blogger ve blogspot engellendiği için otosansür uygulamadan yazacağım DigiTürk hakkındaki düşüncelerimi.

1) Digitürk ile ilk defa öğrencilik yıllarımda tanıştım. apartmanın ortak anteni olmadığı ve kablo tv hattı da bulunmadığı için ayda 15 ytl''ye digitürk bize mantıklı geldi. Aldık, almaz olaydık.
İlk ay sorunsuz geçti, ardından bir anda yayınımız kesildi. Müşteri hizmetlerini aradık, kaçak maç izlettirdiğimizi söylediler. Müşteri hizmetler ile yapılan sayısız görüşmeden sonuç çıkmadı. Müşteri hizmetleri görevlisi ne bir üst makamla görüştürdü beni ne de kendisi çözüm için bir adım attı. Tek dediği yetkilerinin kısıtlılığıydı. Digitürkün avukatına gittik ve durumu anlattım. Avukat bana böyle bir tespit yapmadıklarını, zira bu tespitlerin kendisi aracılığıyla yapıldığını söyledi. Bu konuşmaya rağmen DigiTürk eğer yayın almaya devam etmek istiyorsak ceza ödememiz gerektiğini söyledi. Siktirin la dedik, decoderlerini başlarına çaldık.

2) Yaklaşık iki ay önce DigiTürk abonesi olmayan bir tanıdığımın kredi kartından DigiTürk abonelik ücreti kesilmeye başlandı. DigiTürk durumu kayıtlarımızı inceleyim demek suretiyle lastik gibi uzattı. O sırada bir fatura daha kesti. Bu soygunu banka aracılı ile düzeltebildi.

3) Digitürk en sonunda sınır tanımadığı gösterdi. Kendi yayınlarını kaçak gösteren blog sitelerini yayınladığı için bütün blogger ve blogspotu engelleterek hepimizi mağdur etti.
İstese o blog adresini veya adreslerini engeletebilirdi. Fakat yeniden açılmasını da engellemek istediğinden bütün blogspotu engelletti. Bunun 1 adım sonrası wordpresstir, blogcudur, bloggumdur, azbuzdur. Zira digitürk'ün zihniyeti budur.
İnadına almayacağım DigiTürk ve alanı da durduracağım. Düzeltsin bakalım imajını DigiTürk.

Hiç yorum yok: