25 Ekim 2008 Cumartesi

Bütün Bu Sansürün, Yasakların, Kuşatılmışlığın Sebebi Ne?

Bugün öğleden sonra ortaya çıkan hadisedir, artık anlamakta güçlük çekilmemekte, sadece umursanmamaktadır. Bazı adresler halen çalışmakla birlikte çoğu bloga ve blogspot ana sitesine ulaşılmıyor.

Altında mahkeme kararı bulunmadığından dolayı uygulamanın mahkeme kararından ziyade Türk Telekomun tasarrufu olma ihtimali daha kuvvetli. Zaten aslında kapamaların çoğunu Türk Telekom yapıyor başvuru üzerine. 

İnsanların en özgür oldukları yer internete ve onun da en formatsız, en rahat bölgesi olan bloglara neden dadanılır, neden korkulur? 

Sözlüklerde yazdığım bazı yazıları "hakaret kapsamına girebilir" tarzı sebeplerle silen yöneticilere kızıyordum. Artık kızmıyorum. Üstlerinde demoklesin kılıcı sallanıyor.

Evet hakimlere de lafım var. Yasa emrediyor kapatıyıyorlar çoğu durumda aslında geçerli bir açıklama değil, olay hakimin yorumunda bitiyor çoğu zaman, fakat genel zihniyet yasakçı olduğu için çıkan kararlar genel olarak yasaklama yönünde oluyor.

Ülkeden nefret ettiriyorlar, her yerden bir kuşatılmışlık duygusu vuruyor. İnternet yasak, gazetelere sansür, dergilere kapatma, muhalefete cop, işkence bazen ölüm, kıyafete sınır...

İnsanların kendilerini ifade etmelerini sağlayan bütün kanallar bir bir kapatılıyor. İnsan kendine yabancılaşıyor, zaten amaç da bu herhalde. Sessiz, konuşmayan, kendini ifade etmeyen huzurlu bir toplum yaratmak. 

Sorun ne anayasa ne de hükümet. Sorun asker-millet zihniyetinde. Sen önemli değilsin, senin varlığın, kişiliğin, duyguların, düşüncelerin, heyecanların, malların senden daha büyük bir varlığa her an kurban edilebilir. Ağzını bile açamazsın. Açarsan zaten vatan hainisin.

Dışardayken insan burayı özlüyor, herhalde sebebi bu yoğun kuşatılmışlığa karşı duyulan sinirdir, öfke baldan tatlı geliyor. Türkiye'de iken de dışarıdaki ferahlığı özlüyor. Türkiye'de yaşayan hiçbir türlü iflah olamıyor. Stockholm değil, Türkiye sendromu bu.

Burası barış istemenin vatan hainliği sayıldığı bir ülke, zira barış zamanı asker-millet özgür halka dönüşüverecek, bazı ayrıcalıklar gidecek.

Her haltı yiyorlar işte bu ayrıcalıkları korumak için. O duvara atılabilecek en ufak çakıla misli ile karşılık veriyorlar. Göstericileri gözaltına alıyorlar, barış isteyenleri vatan haini ilan ediyorlar, interneti yasaklıyorlar. 

Bizi bu şekilde kuşatanlara devlet diyoruz fakat esasında devlet değildir o, devlet denemez. Alışkanlıktan devlet deriz. Devlet görünümündeki zorbalar topluluğudur. Devletin tekelindeki yetkileri keyfen uygularlar, ülkedeki insanları -bu noktada devlet yoksa vatandaşlık da ve onun yüklediği hak ve ödevler de yok, o yüzden insan diyroum öncelikle- boyunduruk altına alırken hiçbir utanma, sıkılma, hicap duymazlar.

Bu ülkedeki herkesin zararına çalışıyorlar. İhanet ediyorlar.

Ek: Erimi engelleme kararını Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı ile vermiş. Fakat ne bir gerekçe görebiliyoruz ne de bir karar özeti. Zaten o gerekçe de 2 ay sonra yazılır ya.

Hiç yorum yok: