7 Mart 2008 Cuma

Diaspora İzlenimleri

Biraz öznel bir anlatım olacak ama Ermeni Diasporası hakkında görüşlerimi birinci elden anlatmak için böyle yazıyorum.
2006 yılının son kısmını California'da geçirdim. Kalifornia 25 milyon nüfusu olan, ABD'nin en zengin eyaletidir. Eğer bağımsız olsa G8 ülkelerinden biri olacak kadar zengin.
Bu 25 milyonluk nüfusun 5 milyonu Ermenilerden oluşuyor. California’nın her yerinde Ermenilere rastlıyorsunuz.
Uçaktan indikten sonra ilk bindiğim taksici ismini yanlış hatırlamıyorsam Hristo adında bir Ermeniydi. Türkçesi çok kötüydü ama çoğu İngilizce arada Türkçe iyi anlaştık. Gittiğim yol 1 saatlik yoldu, Bayağı konuştuk. O gün Dünya Kurası Finali vardı. Önce futbol geyiği yaptık. İkimiz de İtalya’yı destekliyorduk. Daha sonra kaçınılmaz olarak konu Jenosit,Soykırım’a geldi. Bana dedesini Türklerin öldürdüğünü ama dedesinin de çok fazla Türk öldürdüğünü söyledi. Dedemin öldürülmesi soykırım değildi, savaştı dedi ama Türkler bir sürü masum Ermeni’yi öldürdü dedi, bu soykırımdı dedi. Ben de siz bizi arkamızdan vurdunuz, Ruslarla birleşip sadece kadın, yaşlı ve çocukların kaldığı köyleri bastınız dedim. Doğrudur ama bu sizi masum göstermez dedi. Sen de haklısın dedi ama siz bize özür borçlusunuz dedi. Ben de Soykırım için değil ama o tarihlerde dedelerimin yaptığı için senden özür dilerim dedim. O da kendi dedelerinin yaptığı için özür diledi.
Neyse bir ev tuttum arkadaşlarla, yerleştik. Bir Los Angeles yapalım dedik. Metroya bindik. Orada her yere metro var. 1 saatlik yol vardı. Arkadaşlarla geyik yaparken ön sırada birisinin telefonla Türkçe konuştuğunu fark ettik. Konuşması bitince yanına gittim, Türk müsünüz dedim. Hayır Ermeni’yim dedi. Ana diliniz gibi konuşuyorsunuz dedim. 30 sene önce ağabeyimle geldim dedi. İstanbul’u çok özlüyorum dedi. İki oğlu da Beşiktaşlıymış. Sürekli Türk kanallarını izliyor, dedi. Gümüşçülük yapıyormuş. Beni çay içmeye davet etti. Kalabalık olduğumuzdan reddettim. Kartını verdi, sorunun olursa gel dedi, Eyvallah dedim.
Neyse Hollywood’a geçtik. Otobüsteyiz, bir kadın fotoğrafımı çekmeye başladı, yaşlı bir kadın. Yanında kızı ve orunu da vardı. Neden çekiyorsunuz dedim, cevap vermedi ban sen poz ver dedi. O arada kızı sebebini söyledi .Beni Hz. İsa’ya benzetmiş. O dönem saçlarım uzundu, sanırım o yüzden. Sonra nerelisin diye sordu, ben cevap vermedien, Alman mısın, Fransız mısın, Yunan mısın, Ermeni misin, Rus musun diye sordular. Türküm dediğimde inanmadılar, melezsindir falan dediler, yok annem babam Türk dedim. (burası da Tarkan’daki ulusum Türk ulusu gibi oldu) Hemen soykırımı sordu yaşlı kadın, yok dedim olmadı öyle bir şey ama istediğniğize inanın, sizi suçlayamam. Neyse durak geldi indik.
Bir gün yine LA’den bizim oraya döneceğiz, metro ya da otobüs seferi yok o saatte. Taksiye binelim dedik ama taksi en az 100 dolar tutar, Amerikalılar da pazarlık yapmaz. Neyse bir tane taksici bulduk, aksanından Amerikan olmadığını anlayıp pazarlığa girdik. 70 dolara fit olduk. Yolda Rus musunuz diye sordum. Ermeniyim dedi. Ben de Türkçe olarak, o zaman Türkçe konuşalım dedim. Anlamadı. 7 yaşına kadar Türkiye’de yaşamış ama Türkçeyi çok az biliyormuş. 25 senedir oradaymış. Amrikada da ninesi Türkçe konuşurmuş onla. Türkiye’den son hatırladığı şey Barış Manço’nun Arkadaşım Eşek şarkısıymış. Adam takside onu söyledi. Güldük falan işte. Sonra iş pek tabiki Soykırıma geldi. Yine bildik geyikler dönecek derken adam Soykırım umrumda bile değil dedi. Olmuş bitmiş dedi, onun derdine düşecek değilim dedi. Ben Türklere bütün yemeklerimizi sahipleniyorlar diye gıcık oluyorum dedi. O yemekler Türklerin değil dedi, o topraklarda yaşayan herkesin dedi. Neyse Türk kardeşimdem 60 dolar alayım dedi. Gel çay iç dedik, işim var dedi, gitti.
Bu arada Los Angeles’ta insanlar banliyölerde yaşıyor. Bu banliyölerden biri de Glendale. 300.000lik nüfusunun tamamı Ermenilerden oluşuyor. Ben hiç gitmedim. Biraz tırstım açıkçası. Kulağımıza eğer orada Türk olduğunuzu anlarlar ise ya paranızı alırlar ya da sizi eşek sudan gelinceye kadar döverler şeklinde duyumlar geliyordu. Neyse birgün Glendalelı bir Ermeni ile tanıştım, adam harbi Ermeni miliyetçisiydi, Türk olduğumu söylediğimde whoaa(oha oluyor) dedi. Biraz benle dalga geçmeye kalktı ama deplasmanda olan oydu. Çevrede Türkler vardı. Çevresine toplanınca yumuşadı biraz.
Artık Türkiye’ye dönecektim, elektronik orada yarı fiyat olduğu için elimdeki son dolarlarla elektroniğe yüklendim. Bir de çek vardı elimde 300 dolar civarı. Çeki mağaza bozmadı, ben de bilgisayarı o akşam laamadım. Bekletir misiniz dedim görevliye. Görevli kız acayip Türke benziyordu. Yetim yok dedi. Nereli olduğunu sordum. I am from Turkey, Amasya dedi. Fakat Türkçe bilmiyormuş. Babaannesi Amasyalıymış. O hiç Türkiye’yi görmemiş. Yine de Türkiyeliyim diyordu. Bilgisayarımı bekletti hemşerhilik ayağına.

Demem o ki biz burada Ermeni Diaporası şöyle dedi, böyle aptı diyoruz ya, Türk Düşmanı onlar diyoruz ya. Kısmen yanlış. Bir kısmı gerçekten düşman ve bütün Ermeni Derneklerini de bunlar kurmuş zaten. O yüzden Diaspıra Ermenilerini onlar temsil ediyor gözüküyor.
ABD’de en çok bana Ermeniler yardım etti, yakınlık gösterdi. Yaşlılar ve orta yaşlılar Türkçe biliyordu zaten. Glendale ise içine kapalı bir toplum olduğu için giderek faşistleşmiş bir yer gibi geldi bana, eğer diğer Diapora Ermenileri gibi yaşasalardı onlar da bize daha yakın olurlardı.

Dışa açılalım ve dünyaya, özellikle komşularımıza karşı önyargılarımızı bırakalım. Evet soykırım var diyorlar ama her zaman diyaloga açıklar.

Hiç yorum yok: