11 Şubat 2008 Pazartesi

Europa Universalis 3


Önceki versiyonlarını oynamış olanların oyunu kontrol etmekte zorlanacakları aşikar* fakat zamanla alışılıyor, yeni özellikler keşfediliyor. Zaten devlet yönetimi de böyle bir şeydir.
Bu oyunda tarihsel gerçekçilik had safhada. Örneğin Osmanlıları bir sömürge imparatorluğuna dönüştürmek neredeyse imkansız, yine bize ortaokul boyunca söylenen Osmanlı'nın doğal sınırlarına ulaşdığı iddiası gerçekmiş. Oyuna 1453 yılıyla başlıyoruz, 1680 yıllarına geldiğimde 3 aşağı 5 yukarı osmanlı'nın o tarihteki sınırlarına ulaştığını gördüm, bu arada hint okyanusunda Portekizlilerden ağır bir yenilgi aldığım ilk defa ulan! dedim. Daha sonra Venedik'in Mora için saldırması, benim Venedik'e cevap vermemle birlikte bir anda Rusya ve Avusturya'nın saldırmasıyla kendimi Karlofça'yı imzalarken buldum, şu anki ruh halim de kaybettiğim yerleri geri almak şeklinde tezahür ediyor. Diyeceğim oyunnun gerçekçiliği oynayan kişiyi de içine alıyor. Evet grafikleri daha iyi olabilirdi, biraz daha fazla çeşit askeri ünite olabilirdi ama bu detayların olmaması bile oyuna çok şey kaybettirmiyor, tek eksiği çok zor olduğu için bazen insanda bıkkınlık hissi uyandırıyor olması. Yok İran'a sefere çıkıyorum, hoop oradan Avusturya saldırıyor, İranla apar topar barış yapıp batıya dönüyorum, hoop İran Bağdat'a saldırıyor. Yeter a.k. dedirtiyor insana.
Resmi Site

Hiç yorum yok: