8 Aralık 2008 Pazartesi

The Dispossessed - Mülksüzler


Tavsiyelerine çok güvenmediğim bir arkadaşın tavsiyesi ve hediyesiydi, bazen böyle beklenmedik güzellikler çıkabiliyor işte.
Anarşizm, arşizm, hiyerarşi, devlet, bürokrasi, demokrasi, dezenformasyon, kapitalizm... Kitapta hepsi var. Bu yüzden bir bilimkurgu olmasına rağmen gayet gerçekçi.
Odocu anarşist bir devrim yapmak üzere olan devrimciler ile Dünya(Urras) Hükümetler Konseyi bir anlaşma yapıyorlar ve Urras'ın çorak ve kurak ikizi Anarres Odocu anarşistlerin oluyor. Aradan 160 yıl geçiyor iki dünya arasında hiçbir toplumsal etkileşim olmadan. Ardından kitap başlıyor. Shevek'in Urras'a gidişini ve geri dönüşünü anlatıyor. İlgisi olan kesin olusun. Kitapta belki anarşist bir toplum projeksyonu eleştirilebilir tezatlıklar taşıyor fakat hikayeyi bozar nitelikte değil.

27 Kasım 2008 Perşembe

Yelena İsinbayeva


Kadın atletlerin güzel görünmesi gerektiğini, kendisine bakılmasından hoşlandığını söylemiş. Bu kadar güzel olunca iddialı oluyor tabi haliyle.

26 Kasım 2008 Çarşamba

Kamu İhale Yasası

22 Ocak 2002 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Aradan geçen yaklaşık 7 yılda toplam 17 kez değişti. Bu deşikliklerin 14'ü AKP döneminde yapıldı ve her bir değişiklik daha çok ihalenin Kamu İhale Kurumu'nun denetiminin dışına çıkarılmasını sağladı. En son değişikle de KİK'in re'sen araştırma yapma yetkisi elinden alındı. Böylece KİK artık bir yolsuzluk kokusu alsa bile bir şikayet gelmedikçe araştırma yapamayacak söz konusu ihale ile ilgili, konu ne olursa olsun. Rte iktidara geldiğinde şeffaflıktan bahsediyordu. Hatırlatayım dedim. 

Apartheid

Aşağıdaki sorular apartheid rejimi sırasında Güney Afrika'da Johannesburg College of Education'da bir sınavda çıkmış sorular. Korkut Boratav'ın "İktisat ve Siyaset Üzerine Aykırı Yazılar" adlı kitabından alıntıdır.

Ön bilgi olarak belirteyim "Yurtluk" denilen yerler "Bantustan"lardır. Bu Bantustanlar Apartheid rejimi tarafından oluşturulmuşlardır. Bantustanlar bu rejim tarafından bağımsız bir ülke olarak adlandırılırlar ve ülkede yaşayan yerliler buralara sürülürler. Bantustanların yöneticileri yine apartheid rejimi tarafından fiilen atanana yerli suçlularlardır. Bantustanlarda insanlar çalışmak için Güney Afrika'ya geçerler zira Bantustan sınırları içinde çalışılacak iş nerede ise yoktur. Bantustanlardan Gney Afrika'ya çalışmaya geçen işçiler Güney Afrika için tamamı ile yabancı statüsündedirler. Zaten Bantustanların amacı da budur. Irkçı rejim yerlileri belli bölgelere sürer, ihtiyacı olan işçileri de oradan daha sonra hiçbir sosyal hak tanımak zorunda kalmadan oradan sağlar.


1 - Yurt dışında Güney Afrika hakkında saptırılmış haberler çıkmaktadır.
Bunları nasıl eleştirmeliyiz veya bu konuda neler yapabiliriz?
2- Siyah "yurtluk" lan komünizme karşı korumak için ne gibi önlemler önerebilirsiniz?
3- Batı, özellikle ABD, Rusya'nın yayılmacılığını önleyebilir mi? örnekler verin.
4- Grevcilere karşı ne gibi önlemler alınmalı?
5- Siyahların yaktıkları okulları yeniden yapmalı mıyız? Bunların yeniden yapım
masraflarını kim karşılamalı?
6- Bir siyanın hükümeti desteklemesi nasıl sağlanabilir?
7- Darwin, evrim kuramında insanın şebekten türediğini ileri sürer. Sevgili gençler,
Darwin'in ataları belki şebektir, ama benimkiler kesinlikle değildir! Bilim bu kuramı
reddeder; zira, hiçbir hayvan bir cinsten diğerine dönüşmemiştir. Tartışın.
8- Göçmen Afrikaner'ler Cape'ten ülkenin içine yollandıklarında Johannesburg'
da bir Avrupa uygarlığı yoktu. Bantu'lar sizce Johannesburg'u yapabilirler miydi? Hayır,
bu kenti Avrupalılar inşa etmiştir. Tartışın.
9- Beyaz olduğum için kendimi suçlu mu hissetmeliyim?

Apartheid ile Türk faşistleri ne kadar benzeşiyor. Güney Afrika'ya yönelmiş iç ve dış düşmanlar, komünizm tehlikesi, iç düşmanların saldırıların zararlarını finanse etmek istememek, evrimi reddetmek, ülkedeki ilericilerin kendileri olduğunu iddia etmek...

24 Kasım 2008 Pazartesi

Osmanlı Cumhuriyeti

Atatürk olmasaydı adının "Very Good News" olabileceğini iddia ederken düşündüm bir an filmi izlerken Gani Müjde'yi. Filmde çok ciddi tespitler var, örneğin karakterlerden biri osmanlı cumhuriyetinin durumu zamanında bir babayiğidin çıkmamasına bağlıyor, padişah neden zamanında biri çıkıp geldikleri gibi giderler demedi diyor, "liboş" liboşlukları sebebiyle işgale şakşakcılık yapıyorlar, AB sürekli toprak istiyor bunun karşılığında "liboş" ve "vatan haini" iktidar en ufak bir umut için heybeliada'yı AB'ye veriyor... Filmin tek güzel yanı Sümer Tilmaç'ın oynadığı Bahtiyar karakteri.

Sümer Tilmaç



21 Kasım 2008 Cuma

Aktunnel* ile Youtube'a Duble Yoldan Giriş


Youtube üzerinde şu an kaç tane kapatma kararı var artık bilmiyorum. Belli ki RTE de bilmiyor. Yasakları da salladığı yok. Zaten kendi sitesine de site yasaklı iken Youtube reklamı alıyordu.
İnternette sansür konusunda ne düşündüğümü gayet net anlattım önceki yazılarımda. Bu yazı sansürle ilgili değil, yasakları bizzat delen yürütmenin yasaları özgürleştirmemesiyle alakalı.

Parlemeter demokratik sistemde yasama ve yürütme kuvvetlerinin pratikte bir ayrılığı yoktur. Çoğu ülkede yasama ve yürütme iç içe geçmiştir. Başbakanlık hem yasamanın hem de yürütmenin en güçlü makamıdır.
Başbakan'ın görevi yönettiği toplumu daha ileri götürmek, değişen koşullara uyumunu sağlatmaktır.
Sansür ve internet farklı çağların kelimeleri, bir arada olduklarında ortada ne internet kalıyor ne de sansür. İnternet özgürlüğünü yitiriyor, sansür ise hemen aşılabilir bir engelden öteye gidemiyor ve ortaya bir ucube çıkıyor. Başbakanın bile deldiği yargıdan çıkmış sansür kararları, güvenilirliği zedelenmiş bir yargı, siniri bozuk internet kullanıcıları, imajı ve dolayısıyla marka değeri yerlerde bir ülke... olarak da yan etkiler.

Peki bu durumda ne beklenir Başbakan'dan? Sansüre müsade eden yasanın ilga edilmesi ve yerine internet ile bağdaşır duzenlemelerin konulması yolunda hükümetini çalıştırması.
Fakat biz daha çok bekleriz bunu. Muhtemelen Başkaban Youtube'a irerken sansüre neden olan yasa aklına bile gelmedi. Zaten birilerini ülkeden kovmakla, gitmezlerse pompalı tüfekle tehdit etmekle meşgul.

Acaba yaran Youtube yorumlarından kaçını RTE yapmıştır. Rumuzu nedir?

*Aktunnel: Ekşiden alınmış bir espiridir.

18 Kasım 2008 Salı

Samsun

Fazla mı duygusalım yoksa hayatım mı çok yavanlaşmaya başladı bilmiyorum fakat artık ne zaman Samsun'a gitsem içimi bir kavuşamama duygusu kaplıyor. Her yerde yaşanmışlıklar var fakat tekrar yaşamaya da imkan yok. Samsun yerine bir şey de koydurtmuyor ya da bana öyle geliyor. Her neyse işte insan doğduğu, büyüdüğü yerden ayrılınca yerini dolduramıyor demek. JKendimden gözlemlediğim bu.
Fakat Samsun gerçekten ilginç bir şehirdir. Karadeniz'i ülkenin geri kalanına bağlayan anayolun kavşağı olmasına ve nispeten büyük bir limana sahip olmasına rağmen ticaretin ve sanayinin gelişmemiş, Karadeniz'in en engebesiz kısmı olmasına rağmen bildiğim kadarıyla hiçbir tarım ürününde Karadeniz'in ana üreticisi olamamış; fakat bu ticaret, sanayi ve tarım yokluğuna rağmen Karadeniz'in en gelişmiş şehri olmayı başarmakla kalmamış, Türkiye'deki 400.000 merkez nüfusa sahip şehirler içinde de en gelişmişi olmayı başarmış.
Resim Çiftlik Caddesidir.

15 Kasım 2008 Cumartesi

Taraf 1 Yaşında

Hiçbir iyi yayının hakkını yemek istemem fakat Taraf Gazetesi bugüne kadar gördüğüm en gazete gazete. Gerek yaygınlığı, gerek etkisi, gerek cesareti yönünden Türkiye'de bir ilk. Bütün bunları bir araya getirmeyi başarmak ve bunu marjinalleşmeden yapabilmek çok ciddi özveri ve tecrübe istiyor.
Bugünlerde Taraf Gazetesi maddi zorluklar içinde. Rte'yi eleştirmeye başladığından beri bir reklam ambargosu kondu üzerine ve gazeteyi çıkaran Alkım Yayınlarının da Sabah Grubundan aldığı bir ihale iptal edildi. Bu ihaleden elde edilecek gelir Taraf için çok önemliymiş.
Her zorluğa rağmen iyiki doğdun Taraf, Nice Yıllara!

13 Kasım 2008 Perşembe

AİHM'den 2 Karar

Karar 1:
Bu ülkede 12 Eylül Drabecileri hakkında iddianame hazırlayan bir savcı olabilir mi? İşte öyle "milletin huzurunu bozan tipler" zaman zaman ortaya çıkıyor, devletimiz de onları bir güzel meslekten men ediyor. 
Adana Cumhuriyet Savcısı Sabit Karasu Kenan Evren ve arkadaşları hakkında iddianame düzenlemiş, sonrasında meslekten ihraç edilmiş. Suçu: "Görevi Kötüye Kullanmak"
Aslında olay hakimlerin ve savcıların görevlerinin ne olduğuyla direkt alakalı. Hukuk devletinde savcılar ve hakimler HUKUKu gözetirken, Yasa devletinde hakimler ve savcılar devleti korumakla yükümlü bekçidirler. Bu durum ne yazık ki hakimlerimiz ve savcılarımız tarafından da paylaşılıyor. Türk Hukuk Sistemi "Ülkem İçin Hukuk Dinlemem" diyebilen hakimelrle savcılarla dolu. Fakat işte hukuku her şeyin üzerinde tutmaya çalışan kendini bilmez bir savcı çıkıp devletin ali menfaatleri karşısında hukuku, adaleti savunabiliyor. Savcı bilmiyor ki bizim varlığımızın varlığına armağan edildiği, karşısında boynumuzun kıldan ince olduğu bir kutsal devlet var.
İşte AİHM adlı batıcı, bölücü, Türk düşmanı mahkeme devletimizi bu savcıyı meslekten ihraç ettiği için tazminat ödemeye mahkum etmiş.

Karar 2: AİHM'ye göre Memurların sendika kurmaları serbest olmalı ve bu hak hiçbir şekilde kısıtlanmamalı. Toplu Sözleşme Hakkı bu özgürlüğü kullanmada en önemli yollardan biridir diyerek daha önce çeşitli şekillerde verdiği kararların üzerine böyle net bir karar daha ekledi.
Daha önce de Boğaz Köprüleri Çalışanları ile ilgili bir karar vermişti. Buradan ilgli yazıya ve haberlere ulaşabilirsiniz.

10 Kasım 2008 Pazartesi

Beni Hatırlayınız

Beni hatırlayınız derken aslında ne kadar endişeliymiş, bugün çok iyi anlıyorum. Onu unutanlar ve unutulmasından çıkar sağlayanlar darbeler yaptı Atatürk İlkelri için dediler, derin devleti oluşturdu demokrasiyi yok etti laiklik için dediler...
Ben kendi adıma Atatürk'ün demokrasi hedefini hiç unutmadım.

7 Kasım 2008 Cuma

Venüs Projesi

Zeitgeist'ı izleyenlerin çoğu abondone olmuştu, tabula rasaya dönüşmüştü, Zeitgeist Addendum bu tabula rasa kafalara istediği bilgiyi sokmak amacıyla çekilmiş. Yaptıkları tespitler nokta atışla yapılan etkileyici tespitler. Gerek dinlerin kökeni olsun, 9/11'in sebebi olsun, ABD Merkez Bankasının para politikaları olsun tespitler tutarlı ve etkileyici. İlk filmi izledikten sonra birçok insan dünyaya bakışının değiştiğini, uyandığını söylüyor, hemen belirteyim çoğu bir kitap okudum hayatım değişti abi insanıdır bunların fakat bu etkiyi daha mürekkep yalamış, eleşritel, süpheci düşünme yetisine sahip insanlarda da gördüm. İkinci film Addendum ilk filmde oluşturulan arkaplan üzerinden ilerleyip mesajını veriyor: Başka bir dünya mümkün, Venüs Projesi bunu sağlayabilir. Tabi bu filmde de ilk filmde olduğu gibi süper çarpıcı örnekler var. Film para bazlı ekonominin döneminin kapandığını zira artık kaynakların kıt ihtiyaçların sınırsız olmadığını; fakat bu tip ekonomiden çıkarı olanların hala bu ekonominin ayakta durmasını sağladıklarını, eğer sahip olduğumuz teknolojiyi gerektiği gibi kullanırsak kaynakların aslında sınırsız olduğunu fark edeceğimizi, sınırsız kaynaklı ekonomide de paraya ihtiyaç olmayacağını, zira paranın kıt kaynakları elde etmek için bir araç olduğunu, paranın borçla yaratıldığını, bu borcun ABD Merkez Bankasından alındığını ve bu yolla ekonominin işlemesinin sağlandığını, bu sistemde tek karlı kuruluşun ABD Merkez Bankası olduğunu çünkü ekonomiye giren her parayı onların ekonomik sisteme borç olarak soktuklarını, parayı ise hiçbir şeye dayanmadan yarattıklarını, fakat bu borcun faizini aslında bu var olmayan para ile değil, gerçek para ile tahsil ettiklerini, ABD Merkez Bankasını birkaç güçlü ailenin yönettiğini vs. iddia ediyor. Ve izlerken sizi buna ikna ediyor.
Venüs Projesi burada devreye giriyor. Kaynakların kıtlığına dayanan para bazlı ekonomi yerine kaynakların sınırsızlığına dayalı bir ekonomi ile çok daha iyi yaşayacağımızı iddia ediyor. Çok hoş.
Hırsızlığın, savaşın, silahların, yolsuzluğun, açgözlülüğün, açlığın ortadan kalkacağını iddia ediyor.
Temiz bir çevre, herkese eğitim ve sağlık hizmeti, herkese ev, güvenli bir yaşam vaadediyor. Sınırların kalkacağı, tek bir dünya hükümetinin olacağı, kaynakların sınırsız olacağı bir dünya inşaa etme iddiasında.Eğer kapitalist sistem devam ederse üretimin robotların eline geçeceğini fakat asla üretimin tam kapasite ile yapılmayacağını ürünlerin yine para ile satılacağını fakat parası olan kimse kalmadığı için yağmaların, ayaklanmaların başlayacağını ve bunu askeri bir diktatörlüğün izleyeceğini iddia ediyor Venüs Projesinin fikir babası Jacque Fresco. 
Ürettikleri gelecek projecksyonunda şehirler iç içe geçmiş çemberlerden oluşuyor. En dışta tarım alanları ve onun etrafında bir su kanalı, içe doğru gittikçe dinlenme alanları, parklardan oluşan çember, ardından küçük göletlerle çevrili evlerin bulunduğu çember, ardından şehrin sosyalleşme alanları, en içte ise büyük bir kubbe ile onu çevreleyen 8 küçük kubbe var. Küçük kubbeler kütüphane, konservatuar, tiyatro, araştırma merkezi, konferans salonu... görevleri
 görecekler, merkezdeki büyük kubbe ise alışveriş merkezi, okul, hastane gibi yerlere ev sahipliği yapacak.
Evlerin ihtiyaçları otomatik olarak merkeze bildirilecek ve ihtiyaçlar evlere tabiki ücretsiz olarak dağıtılacak. Fakat iddia ediyorlar ki bu sistem hayatlarımızı göslemeyecek veya dikte etmeye kalkmayacak.
Devrimle değil evremile gelmeyi istiyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde koloniler kurmayı ve zamanla en iyi yaşam biçimi olarak benimsenmeyi umuyorlar.
Şehirlerin, bünaların farklı dizaynalarının bu şekilde depreme çok daha dayanıklı olduğunu iddai ediyorlar, Jacque Fresco'nun aklına bu tip binalar yapmak bir dişliye bakarken gelmiş. 
Kısaca: Üretimi robotlaştırıp insanların bütün ihtiyaçlarını bedava sağlama imkanının bulunduğunu, fosil yakıtlardan kurtulup tüm dünyada ulaşılabilen yenilenebilir yakıtlarla bedava enerji üretmenin mümkün olduğunu, teknoloji sayesinde kaynaklarımızın artık tüm ihtiyaçları karşılar noktada olduğunu iddia edip; yeni bir medeniyetten bahsediyorlar.
Çok fena faşizm kokuyor. Şu soruların cevabını vermeli önce bu arkadaşlar:
1) İnsan çalışmasına ihtiyaç kalmadığında insanların boş zamanlarında göt büyütmekten başka bir halt etmeyeceğini nasıl garanti edilecek? 
2) Bütün bu merkezileşmiş üretimi kim kontrol edecek? Yapay zeka mı, seçilmiş hükümet mi? Eğer yapay zeka ise bu kadar gelişmiş bir yapay zeka muhtemelen göt büyütmekten başka bir iş yapmayan insanlığa ne kadar süre hizmet edecek, varlığının bilincine vararsa ne halt edeceğiz? Eğer hükümet tarzı bir yapı yönetirse bu süreci etkin işleyeceği, keyfiliğin oluşmayacağı nasıl garanti edilecek?
3) Özellikle hizmet sektöründeki bazı mesleklerin icrası sonsuza kadar insanlar tarafından yerine getirilecek. Örneğin hukuk işleri. Muhtemelen o kadar bolluk içinde eğitim almak için, çalışmak için hiçbir motivasyonu kalmayacak olan insanoğlu arasından nasıl hukukçular, öğretmenler, psikologlar yetiştirilecek/bulunacak. Bu sorunun cevabı zaten bunlara gerek olmayacağı ise bu bahsi burada kapatırım kuzum.
4) Bu bolluk içinde göt büyüten insanın bunalıma girip bambaşka sorunlara yol açmayacağınıi toplumsal bir bunalım geçirmeyeceğimizi kim garanti ediyor?
5) Şehirler neden ille de o şekilde olacak? İddia edildiği gibi süper bir eğitim alan, kendisini geliştirmek için bol zamanı olan insanların yaratıcı gücüne inanmıyorlar mı bu projeyi yaratanlar.

Kapitalizme alternatif üretmek, kapitalizmin ipliğini pazara çıkarmak için güzel bir alternatif, fakat en güzel yanı da asla uygulanamayacak olması. 
Projenin Tanıtım Filmleri: Bölüm 1 Bölüm 2

82 Anayasasına Göstere Göstere Hayır


Genç Siviller'e her zaman şüphe ile yaklaştım. Gizli ajandaları olduğunu düşündüğümden değil, yöntemlerini ve bakış açılarını çok tutarlı bulmadığım için. Fakat bugün ülke çapında yapılacak olan temsili referandum gayet güzel bir eylem. İsteyenler darbedevamediyor adresinde internet üzerinden oy kullanabilir. İsteyenler aşağıda adreslerini yazdığım noktalarda oylarını kullanabilirler.

TÜRKİYE GENELİ
1. Adapazarı - Kültür Merkezi
2. Adıyaman - Demokrasi Parkı
3. Ağrı
4. Ankara-Konur Sokak
5. Antalya
6. Artvin
7. Batman - İnsan Hakları Anıtı
8. Bingöl-Saat Kulesi
9. Bursa
10. Diyarbakır - Sanat Sokağı
11. Erzurum
12. Eskişehir
13. Gaziantep
14. İzmir - Konak
15. Kayseri
17. Konya - Zafer Meydanı
19. Manisa
20. Mersin
21. Muğla - Serbestlik Parkı
22. Nevşehir
23. Samsun - Sarıkonak
24. Şanlıurfa
25. Trabzon
26. Tunceli
27. Zonguldak
İSTANBUL
28. İstanbul - Bağcılar
29. İstanbul - Bakırköy
30. İstanbul - Beykoz
31. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Dolapdere
32. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Kuştepe
33. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Santral
34. İstanbul - Boğaziçi Üniversitesi
35. İstanbul - Eminönü
36. İstanbul - Eyüp Meydanı
37. İstanbul - Kadıköy
38. İstanbul - Sabancı Üniversitesi
39. İstanbul - Taksim
40. İstanbul - Tüyap Kitap Fuarı
41. İstanbul - Ümraniye
42. İstanbul - Üsküdar
DÜNYA
43. Berlin
44. Brüksel
45. Londra
46. Los Angeles
47. Paris
48. Stockholm
49.Washington D.C.

5 Kasım 2008 Çarşamba

ABD Seçim Tarihi

Yapıldı bitti, Obama kazandı. Daha geçmişi merak edenler varsa 270toWin sitesine bakabilir. 1789 yılından beri bütün seçimler interaktif haritalarla anlatılıyor, her eyaletin ayrı ayrı seçim trendleri anlatılıyor, 2008 seçimmleri için harita üzerinde değişik varyasyonlar deneyebiliyorsunuz. Meraklısına harika bir site.

Barramı Ye McCain

Mehmet Okur Utah'tan ayrılsın efendim. Ne pis bir yermiş orası, yüzde 62 cumhuriyetçiler, yüzde 34'de demokratlar aldı. Dennis Rodman haklıymış Utahlılar hakkında ettiği sözlerde.

Gece erken saatlarde McCain durumu 16-3 yaptığında ve Indiana'da önde gidip, Florida da her yeni güncellemede Obama'ya yaklaşırken korkmadım değil, Bush'u 2. dönem için seçen bir halktan beklenemeyecek bir şey değil McCain'i seçmesi. Sabah baktık ki iş tamam, Obama silmiş süpürmüş. Orta Batının redneckleri oylarını kürtaj karşıtı, bireysel silahlanma yanlısı McCain'e ve taş Palin'e verdiler beklendiği üzere.
DC bölgesinde demokratlar bildiğin tulum yapmışlar. Yüzde 93'e yüzde 7. Eğer Indiana Obama'yı seçmezse Pacers taraftarlığımı gözden geçireceğim.

Ayrıca demezsem duramayacağım Barramı ye Palin.

Iverson Detroit'te: Bu Sefer Tamam

7 yıl önce Iverson'ın da dahil olduğu 4 takımlık bir takasta Matt Geiger ve Iverson Detroit'e gidecek, Philadelphia Eddie Jones'u Charlotte'dan, Glen Rice'ı Lakers'dani Jerome Williams'ı da Detroit'ten alacaktı, yani kısa bir araştırma sonucu bulabildiklerim bunlar. O takas Matt Geiger'a takılmıştı. Matt Geiger'ın sözleşmesinde takas olması durumda ücretine yüzde 15 zam yapılır şeklinde bir madde vardı. Detroit bu yüzdeyi ödemek istemedi, yaklaşık 1 milyon dolar civarında bir para tutuyordu, Matt Geiger da hakkından vazgeçmeyi reddetti. Takas yattı. Iverson böyle bir adam, sürekli direkten dönüyor. Hayatı da böyle olmuş, futbolcu olacakken basketbolcu olmuş, hapiste yatacakken son anda yırtmış... O sezon Detroit'e takas olmayarak takımını NBA Finaline taşıdı, Lakers'a o seneki tek play-off mağlubiyeini tattırdı. Hem de şimdi adını bile zorlukla hatırladığım basketbolcularla başardı bunu.Takas'tan takımlar bazında kim karlı çıktı belli olmaz şu anda fakat şehir bazında karlı açık ara Detroit. Krizin en sert vurduğu şehirlerden biri Detroit, bütün büyük amerikan araba üreticilerinin ana üssü orası. 3 büyükler 2 büyüklere düşecek, şirketlerden 2 tanesi birleşecek diyorlar. İşten çıkarmalar başlamış. Şehirde muhtemelen bir gerginlik söz konusu. İşte Iverson bu gerginliğe ilaç gibi gelebilecek bir adam. Etrafına heyecan saçmasıyla, lider ruhuyla, bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıyarak gelirken çevresini de oralara taşımasıyla, hiçbir zaman vazgeçmemesiyle Detroit halkına umut olacak. Takasın sebebi de bu olabilir gibime geliyor. Hani bilmiyorum Amerikan düşünce tarzını bu konularda fakat akla yatkın geliyor bu fikir. Yoksa saat gibi işleyen takımı neden bozarlar anlamam. Iverson genç de değil ki yeniden yapılanmanın bir parçası olsun bu takas.

"Allen Iverson describes what he's most looking forward to now that he will be wearing a Pistons uniform." aynı heyecan Iverson'da da var, ya da klişenin kralı Iverson.

Takasın gölgede kalan ismi Billups. Iverson işte böyle bir karakter, bir All-Star oyuncusunu gölgede bırakıyor.

Denver'da beklenen başarılar gelmemişti, Denver takımı daha iyi yönetebilcek bir oyuncu alarak kendi adına karlı gibi görünüyor, ayrıca McDyess gibi bir dip oyuncusuna da sahip oldular, Detroit'te ise hem şehre hem takıma heyecan gelecek. Güzel takas oldu.
Antonio McDyess NBA'de ilk maçına çıktığı, all-star olduğu takıma döndü, ona da kariyerinin sonunda iyi bir kıyak oldu.
Hamilton acaba ne düşünüyordur bu takas hakkında, çok mutlu olduğunu sanmıorum. Zaten sözleşmesini hemen 3 yıl uzatmışlar, muhtemel bir mutsuzluk sonucu hazırlıklı olmak için.

NBA'in bende nefret hisleri uyandıran tek takımı Pistons'da NBA'in en sevdiğim adamlarından biri oynayacak. Where Amazing Happens.

4 Kasım 2008 Salı

İmam Osurursa Cemaat Sıçar

Soru: İstanbul’da PKK sempatizanı bir gruba bir vatandaş pompalı tüfekle kendince müdahale etti. Bu konuda vatandaşlara ne tavsiye ediyorsunuz?

Cevap: Vatandaşlarıma sabır tavsiye ediyorum. Ancak bu sabır nereye kadar olacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer sen vatandaşın  canına malına kastediyorsan, o vatandaşın elinde de böyle bir tedbiri, imkânı varsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bu bir sevktir. Sokağa çıkan o gençlere sesleniyorum. Bu tuzaklara düşmesinler.

Bu sözleri söyleyen adam öğretmen, bakkal, avukat, tamirci, doktor, işsiz, mühendis... değil. Bu sözleri söyleyen adam BAŞBAKAN. Ettiği her lafın tüm toplumu etkilemesini sağlayan makamda oturan adam söylüyor bu sözleri. Bu sözler karşılığını TCK'nın 213, 214 ve 216. maddelerinde buluyor. Madde başlıkları sırayla: Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, Suç işlemeye tahrik, Suçu ve suçluyu övme.

Devleti yöneten insanların nazik bir üslubu olmalı ya da en azından ağzından çıkan laflara dikkat etmeli. 

3 Kasım 2008 Pazartesi

Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir!

Konyalı bir öğretmen emeklisi vatandaş bu kısa film hakkında suç duyurusunda "Atatürk'e Hakaret" edildiği iddiasıyla şikayette bulunmuş savcılığa. Hani savcılık soruşturması sonucu çok da önemli değil de şu aşamada dikkatimi bu zihniyet çekiyor. Atatürk'ün A harfini anlamadan onu tekeli altına alan zihniyet. Film 1930lu yıllarda Halk Müziğini yasaklayanlara yapılmış bir eleştirici. Öncelikle belirteyim ki Türk Halk Müziğini yasaklayan kişi dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'dır. Yasak Atatürk'ün Kasım 1934'de TBMM'de yaptığı bir konuşma sırasında "... ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri otoplamak ve onları son musiki kurallarına göre işlemek gereklidir..." sözünü etmesi üzerine durumdan vazife çıkaran İçişleri Bakanlığının İstanbul ve Ankara Radyolarında Halk Müziğini yasaklamasıyla başlamış, daha sonra yasağın bu boyuta geldiğini sonradan Köşkte bu musiki düzenlemelerini yapan Tanburacı Osman Pehlivan'dan öğrenen Atatürk yasağı kaldırtmış ve yine yanlış anlaşıldığını belirtmiştir. Kaldı ki Atatürk hatalı olamaz diye bir şey yok. Az aşağıda bu zihniyetin bir başka yumurtasını yazmıştık. Mantık aynı, Atatürk'ü tabu haline getirip ülkedeki bütün farklı sesleri bu tabu yoluyla susturmak istiyorlar. Bunu yapmaya çalışan TSK ve sivil makam ve pozisyon sahipleri olduğunda anlıyorum da artık bir derece, düz siviller neden bu kadar dar kafalı olabiliyorlar, nasıl kafalarını kaldırıp ormana bakmaya çalışmıyorlar anlamıorum. İşte Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanliği, Atatürk'ün kişisel dökümanlarını bir türlü açıklamıyor, aradan 70 yıl geçmesine rağmen. Nedeni basit, Atatürk onların anlattığı gibi biri olmaması. Bursa Nutku'nu, İzmit Toplantıları'nı bu toplumdan saklayanların balçığı elbet bir gün bitecek. Atatürk balçıkla sıvanamaz.

Film hakkındaki eleştirilere de katılamıyorum pek. Filmin daha büyük bir projenin parçası olması ve adı üstünde kısa film olması olayları bütün çıplaklığıyla anlatmasını engelliyor. Kaldı ki bu kadar kısa bir filmde olayların karikatürize edilmesi lazımdır vurucu olması için, yani bence öyle. Bazı durumlar abartılacak ki mesaj netleşsin. Yoksa isimleri okuyamayan askerlerin oraya komedi unsuru olarak eklenmediğine eminim. Eğer o askerler isimleri doğru düzgün okusaydı filmden şu an herkesin anladığı mesajı çıkaramayacaktık. Filmin temeli o isimleri doğru okuyamayan askerlerdir.
Hani köy cici bir yer de değildir, oradan doğan kültür de öyle cici bir kültür olamaz zaten fakat genel iddianın aksine filmde köy kültürü güzellemesi de yapılmıyor, doku uyuşmazlığına işaret ediliyor, kültürlerin yasaklanamayacağına, ikame edilen alternatiflerin eninde sonunda yok edilmeye çalışılan kültüre yeni boy verme alanları yaratacağı vurgulanıyor.
Filmin beğendiğim bir yanı da Atatürk'ün Kasım 1934'de yaptığı konuşmayı doğrular nitelikte oluşu, Atatürk müziğimiz batılılaşsın diyor, filmde batı müziği doğululaşıyor, fakat ardından bir anda doğulu müziğin batılı şekilde icrasına dönüşüyor bir potpori edasıyla.
Filmi ilk izlediğimde de beğenmiştim, üzerine bugünkü suç duyurusundan sonra araştırma yapınca daha da beğendim.

Trabzon'dan Al Kazan

Trabzonspor'dan futbolcu alan Rus takımları sırayla şampiyon oluyorlar. Önce Fatih Tekke ile Zenit, şimdi Gökdeniz Karadeniz ile Rubin Kazan. Zenit'in ayrıca UEFA ve Süper Kupa Şampiyonlukları da var. Aynılarını Rubin Kazan alabilir mi bakacağız, eğer Arşavin(Doğrusu böyle yazılır), Timoşçuk, Fayzulin, Denisov, Zyrianov, Pobrebnyak gibi adamlar Kazan'da da varsa neden olmasın.Bu arada Tranzon da Ziya Doğan ile şampiyonluk kovaladığı kadrodan Türkiye şartlarında deli para kazandı. Az daha Yattara'dan da parayı kaldıracaklardı.

2 Kasım 2008 Pazar

Keyifli Pacers Yazısı

Pacers'da işler tıkırında. Granger ile sözleşme uzatıldı, sözleşmenin detayları açıklanmadı fakat 60 ila 64 milyon dolarlık bir sözleşmeden bahsediliyor.  Larry Bird Danny Granger'ın takımın gelecek planlarının en önemli parçalarından olduğunu söyledi, zaten halihazırda elimizde yıldız olabilecek yegane oyuncu da o.
Diğer güzel haber, beni buyazıyı yazmaya şevklendiren haber bu sezon Indiana'da oynanan ilk maçta Boston'u 79-95 yenmemizdi. Maçı izleyemedim fakat istatistiklere bakarak maç boyu önde olduğumuzu, Boston'ı düşük yüzdede tuttuğumuzu, çok top kaybına zorladığımızı rahatlıkla söylerim. Tinsley'in yokluğunda T.J. Ford 19 Sayı 4 Asist 2 Top Çalma 2 Ribaunt, Jarrett Jack de 11 sayı 7 ribaunt 1 asistle oynadı. Ve bu ikili toplam 1 top kaybı yaptı. Tinsley dönüdüğünde takıma girebilir mi göreceğiz.
Maçta Granger Pierce ile girdiği mücadelede önden iki dişini kaybetti.
Boston geçen sezon sadece 3 maçını 2 haneli sayılarda fark yiyerek kaybetmişti, gerçi Ray Allen'ın formsuzluğu Boston'u etkiliyor, Kazandıklar Bulls maçında da izlediğim kadarıyla bu durumdan etkilendiler.
Maçtan sonra 2000 Finalinden kadroda kalan tek adam olan Jeff Foster "Eskisi gibi hissettim" demiş, takımdan herkes heyecan duyuyor. 
7 tane yeni adamla sezona başlamak, toplama takım olmak beni kokutuyordu. Şu an durumumuz 2-1. 


FGFTReb
BostonMinM-AM-AO-TAPFPts
Pierce37:563-157-122-104215
Garnett33:349-180-14-141218
Perkins20:230-20-01-3330
RAllen26:184-101-24-61110
Rondo25:051-40-33-6442
TAllen26:305-124-40-10514
Powe16:563-33-41-4039
House20:271-102-20-0035
Scalabrine8:051-20-01-3002
Davis13:270-11-40-1001
O'Bryant7:020-02-21-3122
Pruitt4:170-11-10-1101
Totals27-7821-3517-52152579

FGFTReb
IndianaMinM-AM-AO-TAPFPts
Granger36:577-185-60-41520
Murphy33:304-100-00-85210
Nesterovic20:134-70-02-4228
Daniels39:196-120-03-104313
Ford32:065-98-80-24319
Foster20:491-64-43-6326
Hibbert12:062-31-21-3035
Rush17:451-91-22-4023
Jack27:153-74-51-71411
Totals33-8123-2712-48202695