4 Mayıs 2007 Cuma

Türban

AİHM'nin kararı ile-ki bu yönde kararları daha önce de vermişti-insan hakları ile uzaktan yakından alakasının olmadığı belirtilen nesne. Dikkat çekmek istiyorum bu kararı "insan haklari" mahkemesi verdi. Yani insan haklarinın ne olduğu hakkında hukuksal anlamda son sözü söyleyen mahkeme. Söyleyecek başka söz yok. Türban takma özgürlüğü insan hakkı değildir; kısıtlanabilir bir siyasal haktır. Baş örtüsü ile karıştırılmaması gerekir.
Ki kaldıki aihm'nin bu kararı kamusal alan için geçerlidir, yoksa kimse sokakta türban takan bir vatandaşımızın kafasından türbanını çekip almıyor. Bu arada belirtmek de gerekir ki: türban, anneannelerimizin babaannelerimizin taktığı baş örtüsünden farklı anlamlar içerir.
1. Türbanlıların oy verdikleri partiler bellidir; ancak normal başörtüsü takanlar her partiye oy verebilir.
2. Türbanlılar üniversite önünde eylem yaparken, başörtülüler kurallara uyarak derse girerler.
3. Baş örtüsü yüzyıllardır türk toplumda varken, türban 1960lardan itibaren toplumumuza girmiştir. (°bkz: şulebaş) (°bkz: mehmet şevket eygi)

Ve Atatürk'ün bir sözü: "Bazı yerlerde bazı kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya peştemal veya buna mümasil bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın mana ve medlulu nedir? Efendiler! Medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi vaziyete girer mi? bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal tashihi lazımdır." Mustafa Kemal Ataturk, 30 ağustos 1925, Kastamonu

Hiç yorum yok: