18 Kasım 2006 Cumartesi

Amerikan Kültürü

Olup olmadığı sürekli tartışılan bir konu, sonunda da olsa bile bir poh değildir denilerek işin içinden çıkılır zaten. Derler ki Amerikan Kültürü yoktur, 300 senelik geçmişi olan bir topluluğun ne kültürü olacak? Çok da doğru bir yaklaşım değildir bu. Zira bu amerikan dediğimiz adamlar yerden bitmediler, şu an bulundukları topraklara Avrupa’dan geldiler, gelirken de yanlarında kültürlerini de taşımışlardır heralde ya da Amerika kıtasına ayak bastıkları an “tabula rasa”ya dönüştüler. İkinci ihtimal işin fantezi kısmı olduğuna göre asıl ihtimalden devam edelim. Bu adamlar Amerikaya vardıkların uçsuz bucaksız bakir topraklarla karşılaştılar ve o toprakları her bir eski Avrupalı, çit ile çevirip sahiplendi, toprak o kadar boldu ki toprak talebi bir türlü arz edilmiş toprağı geçemiyordu. bu Amerika kıtasının yeni sahiplerinin kültürüne kattığı ilk şey idi: bireysellik. Bu bireysellik yanında liberal bir toplumu getirdi ve Avrupa kaynaklı Amerikan medeniyeti bu özgürlük ortamında gelişmeye başladı, bunların neticesinde teknik alanında da ilerlemeler çok hızlı sürüyordu, Amerikan İç Savaşı ilk denizaltının kullanıldığı savaş olmuştur, o yıllarda en çok icadın yapıldığı yer de Abd topraklarıdır. Hatta o yılların en büyük icatlarından biri olan kola hala dünyanın en çok duyulan kelimelerinden biridir. Böylece Amerikan medeniyeti teknik üzerine kurulu bir medeniyet halini almaya başladı. Böylece coğrafyasının da yardımı ile dünyanın geleceğine uzun yıllar yön verecek olan Amerikan medeniyeti gelişti. Bugün Amerikan kültürünü eleştirebilirsinz ve bu eleştiride birçok doğru noktaya da değinebilirsiniz. Mesela ben bir süre topraklarında da yaşadığım için çok yakından tanık olduğum “Amerikalıların aptal olması”nı öne sürebilirim, gerçekten de öyle bir medeniyet ki bireyleri moronlardan oluşuyor, ama biz yine de coca-cola içiyoruz, nike giyiyoruz. Amerikan kültürünün bizim kültürümüz kadar çeşitlilik ve zenginlik göstermediği doğrudur ama bu onların bir kültürü ve bir medeniyeti olmadığını göstermez.

5 Kasım 2006 Pazar

17 Aylık Bebeğe Tecavüz

Evet olay insanlık dışıdır, akıl dışıdır, hatta hayvanlık dışıdır, failleri çüklerinden asılasıdır. Fakat bu olaya bakıp da toplumsal çıkarımlar yapmak ne kadar doğrudur? Bu olay toplumsal gelişim ile mi ilgilidir yoksa insanın salt hayvan olan yönü ile mi? Ben bu olayın toplumsal dogmalarımız ile alakalı olduğunu düşünmüyorum, belki bu yasaklar bazı istenmeyen sonuçlar doğuruyor ama bu kadar uç bir olayı bu şekilde dogmalara bağlamak da biraz kolaycılık. Burada adi bir tecavüz vakasından bahsediyor olsak toplumsal dogmalar açıklayıcı olabilirlerdi. Bu olay toplumsal sebeplerden çok kişinin doğuştan hasta olmasından kaynaklanıyor olmalı. Biz ne yaparsak yapalım bu tip insanlar doğacak ve hastalıklarını gösterecekler. Bu insanın doğası ile alakalı. Bu fiili işleyenlerin bir hastalığı, doğuştan bir hastalığı olmalı. Önemli olan bu kişileri nasıl tespit edeceğiz. Tabi bu da bir ahlak sorununu oluşturacak ama bu başka bir yazının konusu ya da başka bir yönetem bulunur. Herkesin bilmesi gereken tek şey en iyi ihtimalde de bu tür hastalar olacaktır.

2 Kasım 2006 Perşembe

Türklük

Bütün Türkiye Cumhuriyeti anayasalarında dendiği gibi vatandaşlar yani dikenli telin dahilindeki herkes Türktür, ister burada doğsun ister başka yerde, isterse 50 yaşında vatandaş olsun, Türktür. Ancak başka türkler de vardır, buradaki sözkonusu türklerin akrabalarıdır yakından ya da uzaktan. Devlet bu iki kavramı çoğu zaman kasten karıştırmıştır. Özellikle de ağacı yaşken eğmeye de dikkat etmiş. Liseden çıkan sıradan bir birey acaba "Türk nedir?" sorusuna nasıl cevap veriyor. Cevabın içinde "Adriyetikten Çin seddine kadar", "Şanlı tarih" gibi tanımlamalar bol bol var. Hatta bazıları yine bu ağacı yaşken eğme politikasının etkisi ile ulusları-hatta bazen kendine göre ırkları-üstünlük sırasına koyuyor. En iyi türkler, sonra Patagonyalılar sonra Kefalonyalılar, en fena Ermeniler, Yunanlılar, bu aralar bir de Fransızlar. Şimdi devlet bunu neden yapıyora geçelim. Ne yapmalıya gelelim. Yeni bir Türk tanımı-dikkat çekelim Türkiyelilik gibi yapay bir şey değil-yapmalı ve gerçekten anayasadaki tanıma paralel olmalı. Bütün resmi tarih baştan aşağı bu tanıma göre ele alınmalı, mesela bir atamız Orta Asya'da öbürü Anadolu'da olmalı. Diğer etnisiteleri de kapsayıcı olmalı. Olmalı ki türküm dediğin de bir insan faşist yaftası yemesin, her vatandaş Türküm desin.